Welcome to WordPress.com. This is your first post. Edit or delete it and start blogging!
İNSANİ AÇILIM LÜTFEN
•Eylül 10, 2009 • 10 YorumYaşadığım şehrin diğer ucundaki insanlar pisi pisine ölüyor. Devletten gelen en makul açıklama derelerin intikamı. Onların başkanlığı döneminde ( 15 sene önce) sanki aynı dere intikam almamış gibi. Korku filmi gibi değil mi bu açıklama: Derelerin İntikamı. Periyodik olarak yayınlanıyor. Ama sinemalarda değil, gerçek hayatın ta kendisinde.
Bir yandan tek bildiği lale dikmek olan, ama İstanbul ahalisinin seçmekten yorulmadığı belediye başkanı. O da tabi iklim değişikliğine atıyor topu.
Valimiz var, şeker mi şeker!!! Herşeye çok hakim kendisi! Yağmalanmadık bir şey kalmamışken, yağmalama yok diyor.
Bir de din kardeşlerimiz var. Oruç tutmadıkları için böyle felaket oldu diyenler, herkes topluyor ben de aldım diye yağmalamasına kılıf uyduranlar. Milletin rızkını çalanlar, yola dağılan av tüfeklerini sırıta sırıta sırtlananlar. Zonguldak’tan yardım yerine sırf yağma için minibüs kaldıranlar.
Internetteki gazetelerde yağmalama haberlerinin altına aşağıdaki yorumları yazanlar (Aynen alıntıdır-http://www.sabah.com.tr/yorum/oku/2009/09/09/ikitellide_yagma?totalCount=21&page=2 . Benim bildiğim yer basıp mal çalmaya bildiğin hırsızlık, haydutluk deniyor ama Nejat Ali abimizin bakış açısı değişik. Bir de yardakçısı var toplumumuz helal-haram bilirmiş. Ya bizim millet için haram olan helal zaten, sap sürüsü)
Nejat Ali Coşkun
09.09.2009 14:17:48
Yağma,sahipli bir yeri basarak malları taşımakla olur.100 lerce metreye saçılmış olanları toplayarak değil.
alieris
09.09.2009 15:09:27
Nejat ali coşkun kardeşim…iyi demişsiniz…hakka harama dikkat eden bir toplumuz..bencede yağma değil..yardım sandığı konulsa ilk gene bu insanlar mağdurlara yardım..eder..sapla samanı karıştırmayalım.
İşçi kadıncağızları camsız servisle yolculuk yaptıranlar.
Ben artık bu insanlarla aynı havayı soluyor, aynı gökyüzünü paylaşıyor, aynı ırk ve dine sahip olmaktan utanıyorum. Onlar Müslümansa ben değilim, onlar Türkse ben değilim.
Kimse kusura bakmasın, normal ülkelerde olmaz bunlar. Hani bizim milletimiz bunları nasıl yapıyor diyoruz ya, galiba acı gerçek şu: Bizim milletimizin özü işte bu.. Sel suları geçtikten sonra arta kalanlar. Yağmacılar, şekilci müslümanlar, suçu başkasına atanlar, uyanıklar, hırsızlar, beleşçiler.
Bizim gibiler de azınlık. Gün gelir insanca yaşamak için bizler için de bir insani açılım yaparlar mı acaba? Çünkü belli ki ne aynı ırktanız ne de aynı dinden.
SÜPERSONİK 316 KARDEŞLİĞİ
•Eylül 4, 2009 • 8 Yorum
Orkid bir özel günler araştırması yapmış.
Gazetelerin birinde de bu araştırmadan yola çıkarak bir test hazırlamışlar. Ne o kendimizi tanıyacakmışız.
Yok sonuçlar makul çıksa laf etmeyeceğim, ama ya bu sorunlara cevap verenler başka bir gezegende yaşıyor sanırsam. Ya da neye cevap verdiklerinin farkında değilller. Bilemeyeceğim. Zaten topu topu 316 kişiymiş, yok kesin başka bir evrenden bunlar.
Şimdi satır satır gidelim. Bak ne zamandır da yazamamıştım, iyi oldu:) Biraz uzun olacak ama okuyan hanımlarım, okuyun da eğlenin. Bu arada SANILANIN AKSİNE, BİLİNENİN AKSİNE ifadeleri benim değildir, haberden birebir alıntıdır. Yani her cevapta bir aksi düşünce varlığı belirtilmiş, aksi değil de doğru düşünce desek:)
Soru 1) Özel günler ile ilgili en yaygın inanış sizce hangisi?
a. Tüm kadınlar özel günlerinde duygu dalgalanması yaşar.
b. Tüm kadınlar özel günlerinde bol, rahat giysiler giymeyi tercih eder.
c. Tüm kadınlar özel günlerinde cilt sorunları yaşar.
d. Özel günlerinde kadınlar kilo almaya meyillidirler.
e. Hepsi
Doğru cevap (e) yani hepsiymiş. Zaten 316 arkadaşla tek ortak yanıtımız bu.
Soru 2) Hangi ifade Türkiye’de kadınların büyük bir çoğunluğunun regl döneminde hissiyatlarını ifade eder?
a. Daha yavaş hareket ederler, evden çıkmak istemezler.
b. Normalden farklı hissetmezler.
c. Yakın arkadaşlarıyla daha çok zaman geçirirler.
d. Daha kadınsı ve seksi hissederler.
Doğru cevap (b) yani normalden farklı hissetmezler olacakmış. Şahsen benim cevabım A, uzun yıllardır o dönemde hiiççç normal hissetmedim şahsen. Resmen anormallik nöbeti geçiriyorum ben. Neymiş araştırma, Türk kadınlarının yarıya yakınının regl döneminde normalden farklı hissetmediklerini gösteriyormuş. Bu Türk kadınları nerede alooo, benim bugüne kadar tanıdığım kadınların ya hiçbiri kadın değil ya da Türk değil.
Soru 3) Kadınların çoğunluğu özel günlerinde şımartıcı yiyeceklere yönelir.
a. Evet
b. Hayır
Kesinlikle, büyük harflerle EVET. Resmen anormal derecede iştahım açılıyor, çikolata tabletleri gözümün önünde raksediyor. Ama araştırmanın doğru cevabı ne: B, yani hayır. Açıklama da şu: Yaygın inanışın aksine kadınların çoğunluğu (yüzde 89) özel günlerinde dondurma gibi şımartıcı yiyeceklere yönelmiyormuş. Aman da ne hoş.
Soru 4) Kadınlar özel günlerini aşağıdakilerden hangisiyle özdeşleştirir?
a. Daha aktif ve sosyal olmak
b. Sağlıklı besinler almak
c. Daha güçlü ve özgüvenli hissetmek
d. Daha iyimser olmak
e. Hiçbiri
f. Hepsi
Benim cevabım bu şıklar arasında yok. Ben bitap hissediyorum mesela, yorgun, ve yorganın altından çıkası olmayan. Ama bizim 316 supersonik arkadaşlar HEPSİ demiş. Sanılanlar da hep yanlış be kardeşim. Araştırma sonuçları Türkiye’de kadınların, özel günlerini sanıldığı kadar kötü algılamadıklarını ortaya koyuyormuş. Bazı kadınlar regl döneminde sosyal aktivitelerde bulunmayı seviyormuş, bazıları sağlıklı yiyeceklere yöneliyormuş veya işyerinde daha iyimser olabiliyormuşşşş. İşyerine gidip daha iyimser olan arkadaşın elini öpmek istiyorum. Benim benim tanıdığım kadınların hepsi o günlerin resmi tatil olması görüşünde nedense!!!
Soru 5) Kadınlar özel günlerinde nasıl davranır?
a. Davranışlarını değiştirmez.
b. Bu dönemi daha kolay geçirmek için özel çaba gösterir.
c. Daha dengeli olmaya özen gösterir.
d. Hepsi
e. Hiçbiri
Yine bir yanlış cevapla karşınızdayım. Ben mesela daha dengeli olmaya çalışıyorum. Çünkü ömür törpüsü oluyorum ve kocamgille ayda bir kere kavga ederiz, onun da ne zamana geldiğini tahmin etmek zor olmasa gerek. Yani davranışlarımı değiştirmek için kendimi zorlamam gerekiyor. Ama doğru cevap Hepsi. Bilinenin aksine, araştırma, Türkiye’de kadınların yüzde 65’inin özel günlerinde davranışlarını değiştirmediğini gösteriyormuş.
Soru 6) Aşağıdakilerden hangisi, yiyecekle regl arasındaki ilişkiyi doğru ifade eder?
a. Kadınlar regl olduklarında yemeğe düşkün olurlar ve devamlı açmış gibi hissederler.
b. Regl sırasında pek yiyecek düşünmez, her zamanki gibi yemeye özen gösterirler.
c. Hiçbiri
Benim cevabım yine yanlış. Ben diyorum ki A. Ama doğru cevap B. İnanışlara göre regl olmak genellikle aşermek ve fazla yemekle özdeşleştirilir. Ancak Orkid Özel Günler araştırması, kadınların yüzde 53’ünün regl sırasında yiyeceklere özel bir ilgi duymadığını ve normal yemeye özen gösterdiğini ortaya koymuş. Teşekkürler Orkid Özel Günler Araştırması.
Soru 7) Aşağıdakilerden hangisi, Türkiye’de kadınların regl döneminde nasıl makyaj yaptığını doğru ifade eder?
a. Sivilceleri kapatmak için daha çok makyaj yaparlar.
b. İçlerinden gelmediği için daha az makyaj yaparlar.
c. Normal makyaj alışkanlıklarının dışına çıkmazlar.
Benim içimden gelmiyor mesela. Ama doğru cevap bu değil, doğru cevap C. Özel günler makyajın arkasına sığınma zamanı olarak algılansa da, kadınların yüzde 70’i bu dönemde makyaj alışkanlıklarını değiştirmediğini söylemiş. Gerçekten inanılır gibi değil. Bir de rüküşlüğe değinselerdi. Mesela o dönemde aldığım hiçbir şeyi , aklım başına gelince beğenmem, bir de acayip rüküş olabiliyorum. Ama bizim 316 atlı böyle değildir herhalde.
Soru 8) Sizce kadınların çoğunluğu özel günlerini oturup enerji toplamak için uygun bir zaman olarak mı görüyor?
a. Evet
b. Hayır
Evet, oturmak gerekiyor çünkü adım atacak hal olmuyor. Belin, başın, karnın ağrıyor. Oturunca enerji toplamış oluyorsun ister istemez. Amaaaa doğru cevap Hayır. Bilinenin aksine, Türkiye’de kadınların yüzde 63’ü bu dönemde oturup dinlenmek yerine; hayatlarını her zamanki gibi sürdürmeyi, aktif yaşamaya devam etmeyi ve kadın olmanın tadını her daim çıkarmayı tercih ediyormuş.
Şimdi cevap verin bakalım, bu araştırmaya katılan 316 kadınla ne zaman tanışıyoruz? Şahsen ben varlıklarından şüpheliyim, ama varsa böyle bir grup tecrübelerinden faydalanmak, ve o dönemde aldıkları şüphe götürmez olan ağrı kesici ve enerji ilaçlarının adını öğrenmek istiyorum:)))
ARAP İKİLEMİ
•Ağustos 28, 2009 • 5 Yorum
Of demin bir haber okudum çok güldüm.
İstanbul Moda Günleri kapsamında bir mayo-bikini defilesi yapılmış.
Araplar da yoğun ilgi göstermiş, ne alakaysa. Yani Araplar ve tekstili aynı çerçeveye koyamıyorum şahsen.
Neyse Arap kadınlar son derece ilgiyle izlerken, Arap erkeklerinin bir kısmı başlarını öne eğip bakmamaya çalışmışlar. Utanmışlar zaar.
Ama bir kısmı da cep telefonuyla mayo ve bikini modellerini kaydetmiş. Şimdi gazetenin burada kaydedildiğini söylediği modeller acaba mankenler mi, yoksa mayoların kesimi modeli falan mı?
Şimdi ikisi de ayrı konu:) Mankenleri çekiyorlarsa bak arkadaşlarınızın kafası yerden kalkmıyor, utanmadınızmı:))) Yok mayo modeli diyorsanız Arabistan’da mayo ne gezer.
Kadınlar tutarlı ama hepsi izliyor.
Ya bir de aklıma geldi, ya ben bu ara çok görüyorum ya da İstanbul’da eskisinden daha çok Arap var, yok olsunlar nolcak da onları böyle tepelerine kadar kapalı görünce asabım bozuluyor. Mesela Bağdat caddesinde falan görmemiştim bu seneye kadar, şimdi her çıkışımda kesin. Ne bileyim algıda seçicilik mi acaba?
ÇEKİRDEK ÇİTLEYESİM GELDİ
•Ağustos 27, 2009 • 6 YorumBirine mail attım mesela demin. Adamdan 3 gündür cevap bekliyorum. Bugün hatırlatma attım tabi, ince yollu. Bıdı bıdı bıdı rica ediyorum, iyi çalışmalar.
İyi miyi çalışma ya, zaten cevap vermiyorsun. Bu bir rica değil emirdir, zahmet edip poponu kaldır da yazıver bir mail. Yok herkes çok meşgul, biz sanki yayıyoruz. Sonra başkalarına sen hesap ver,off.
İnsan idare etmek gereken bir iş yapıyorum, o yüzden de boğmak istediğim insan sayısı oldukça fazla. Gün geçmiyor ki listeme yeni biri eklenmesin. Bana ters birşey mi yazdı hop bir çentik, beni sinir eden bir laf mı etti hop bir çentik daha.
İş konusunda obsesif de bir tipim maalesef. Mesela hala hakettiğim izinleri kızara bozara alırım, tatilde günde bazen 2 kere maillerimi kontrol ederim. Gerekirse cevap yazarım. Kızım otur oturduğun yerde.
Kendimce savsaklama metodlarım vardır tabi, ama hiç savsaklıyor görünmek istemem. Yani öyle görünmeyeceğim diye yoracağıma kendimi , yapsam daha iyi.
Bugün de yorgunum çok zaten, bitse de gitsek bitse gitsek. Canım bir de ayçekirdeği istedi çok fena olsa da yesek.. Yediğim çekirdekleri de şu mail attığım bidon adama atsam mesela, tadından yenmez.
ÖZGÜRLÜĞÜN BEDELİ
•Ağustos 24, 2009 • 5 Yorum
TEŞEKKÜRLERRR !…
•Ağustos 20, 2009 • 8 Yorum
Stuvencim sağolsun blogumu ödüllendirmiş.
Buradan kendisine sevgilerimi gönderiyorum.
Bu arada o resimde uçan sen misin stuvenn, o sensen alacağım olsun ben de çok istiyorum:) ama kocamgil izin vermiyor:pp
Neysee. Şimdi ödülümün gereklerini yerine getirmeliyim. Pek ilginç bir tip değilim galiba, ne geyik şeyim:)
1.Yaşım daha büyüdükçe çok hastalık hastası oldum, tık olsa kendime bin bir teşhis koyuyorum, sanırım biraz delirdim.
2.Birşeyi çok isteyip, ama yapmak için hiçbir çaba göstermeyip, yayarım, ama aynı zamanda da niye olmuyor diye üzülürüm, bu da kısırdöngüm.
3.Mesaiye kalınca ağlıyorum genellikle, ama cidden, boğazıma bir şey düğümleniyor, ben şimdi köprüyü geçip nasıl eve gidicem diye:)))
4. Küçükken 21 yaşında üniversiteden mezun olurum, oradan birini bulmuş olurum, sonra da çocuk doğururum hayat öyle gider sanıyordum… ne lüzumsuz hayaller.. ohh kocamgil okuldan hiç de değil, çocuk da zor iş beee. Haa 28imde evlendim, kocam benim son vapur:)
5.Bir filmi hiç sevmesem de, bu salak filmin sonunda ne olacak diye izlerim, içim sıkışsa bile.
6. Balkonda otururken apartmana kim girdi, kim çıktı, sokaktan kim geçti pek merak ederim, meraklı teyzeler şeklinde kafa uzatırım sürekli. Hoş bana yapılınca sinir olurum ama olsun.
7. Yeni doğan bebek gördüğümde, yada nikahlarda her seferinde gözlerim dolar. Nikahın ya da bebeğin sevdiğim birinin olup olmaması hiç önemli değil.
Gelelim 7 blog’a:
Biryudumhayat
Meyvelitepe
Ella
A mad tea party with alis
Kediye kafa atan psikopat fare
Hayal meyal
Primarima
KUŞLARR KADAR HAFİFİMM
•Ağustos 20, 2009 • 4 Yorum![]()
Ohhh bee dünya varmış.
Valla eş dost okudu, bizim bütün foyalar meydana çıkacak diye kalemimi törpülemekten fenalık gelmişti.
Şimdi ne alaka demeyin.
Ben 7,5 senedir bir yerel gazetede yazıyordum.
Tabi o zamanlar blog neyim yok, ben üniversiteden yeni mezun olmuşum, 2002 başları. Ben aile evine dönmüş, işsiz bir biçareyim.
Gündüzleri Türk filmleri, akşamları Sex&The City ile kafayı bozmuşum. Böyle boş bakıyorum ekrana.
Annem dedi kızım elden gidiyor, çünkü kalan zamanlarda da ağlama krizlerindeyim. Sıkıldım, arkadaşlarımı özledim, işsizim, ulan boşuna mı okuduk… Annem akıllı kadın vesselam, yavrucum dedi madem sen Carrie Bradshaw hayranısın, diğer kötü özelliklerini kendine amaç edineceğine bak kadın yazıyor, sen niye yazamayasın.
Ben böyle bir ara gaz başladım çiziktirmeye, baktım ya benim içim dolmuş be güzelim. Yaz yaz, bir gecede 7-8 konu falan yazmışım. Bir önceki Stresyondayım yazısı da bunlardan biridir.
Sonra gel zaman git zaman yıllar geçti, ben son zamanlarda sıkılmaya da başlamıştım. Her Cuma akşamı bizim evde kriz, ben bu pazara ne yazacağım..
Sabah git, akşam gel bir ofis çalışanıyım da aslında, yazı yazmaya vakit, hal kalmıyor. Bazen eski yazılardan yolluyordum, yeterki köşem boş kalmasın.
Bir haftasına yine deli yorgunum, eski bir şey yazdım gönderdim. O Pazar günü de tesadüfen annemlerdeyim ( biz ayrı şehirlerdeyiz), gazeteye bir bakayım dedim, o da ne yazım yok. Sonradan öğrendim ki, arşiv diye basmamışlarmış. Bu arada haber vermek gibi bir şey yok tabüü. Ben de bir sefer daha yazdım taze taze, bu arada da napsam diyorum. Sonra bir veda yazısıyla kendi kendime verdim istifamı. 7.5 senedir yazıyorum, ara sıra evet bazen daha sık ( bunun iş yoğunluğumla çok alakası var, bütün gün yaymıyorum pardon) eski yazı da göndersem, senelerin hatırıdır bu. Neyseee üstümden yük kalktı, herhalde ben de yükmüşüm, ne arayan var ne soran:)
Eveeet sonuç olarak kendimi bloguma adıyorum, beni takip edinizzzz:)
STRESYONDAYIM
•Ağustos 19, 2009 • Yorum yapın
Geçenlerde bir okulun önünden geçerken, okuldan çıkan karmaşanın arasında buldum kendimi. O karışıklığın içinden kurtulmaya çalışırken, çocukların aralarındaki konuşmaları “bravo çocuklara” dedirtti. Bayılıyorum şu çocuklara, söyledikleri laflara da, öyle güzel oturtuyorlardı ki : STRESYONDAYIM…Stresyondalarmış, vay be, “ben de, ben de” demek geldi içimden. Dünyada 100 milyon kişi depresifmiş. Yani şimdi geriye kalan kadar milyon kişi stresif mi oluyor. Depresif olmak istemiyorsanız stresif olabilirsiniz. Hem daha iyi değil mi, grip olmaktansa soğuk algınlığı…Tabi depresif ve stresif olmanın da karakteristik özellikleri olmalı. Yani işsiz kalmak, aldatılmak, terkedilmek, aileyle tartışmak depresyona mı yoksa stresyona mı yol açıyor? Yoğun bir iş temposunda çalışmak mı, işsiz kalmak mı??, Aldatmak mı, aldatılmak mı??, Terketmek mi, terkedilmek mi??, Aileyle mi yaşamak, yalnız mı yaşamak?? daha stresli… Belki de sahip olduğumuz şeyler stresyona, onları kaybetmek de depresyona yol açıyordur kimbilir…
YEPYENİ BİR KARAR
•Ağustos 15, 2009 • 6 Yorum
Televizyonda gördüğüm zaman bu kadın da suyunu çıkartmış diyordum. Bir insan da kendiyle bu kadar oynamaz ki… Her yaşın bir güzelliği var, neden yaşının güzelliklerini yaşamıyor da, tercihini estetik masalarından kalkmamak yönünde kullanıyor…Kendisiyle barışık değil midir nedir acaba… Sonra ne oldu? Bütün laflarımı çatır çatır yedim yuttum. Çünkü ben bir Ajda Pekkan konseri izledim. Ve bu kadın neden süperstar, neden diva anladım. Bir kere kesinlikle televizyonda göründüğü gibi değil. O ameliyatlara verdiği paralar bence hiç boşuna verilmemiş. Çok güzel bir kere. Büyükanne, hatta biraz kassa nine olabileceği bir yaşta, o endam, o haller tavırlar, o enerji… Hayran olmamak elde değil. Ama tek şey estetik de değil. Hamurunda var… Giydiği kıyafetten, taktığı takıya, mikrofon harekerinden, seyirciyle diyaloğuna kadar her yerinden asalet akan, 20 lik delikanlılara ben Ajda’yla evlenmek istiyorum cümleleri kurduran biri o. Bütün klasik şarkıları her yaştan insanlara ezberden söyleten, seyirciye sahneden başka hiç bir şey izletmeyen bir karizma yumağı. Ajda’yı hiç bu kadar abartabileceğim aklıma gelmemişti. Bir de ilerleyen zamanlarda estetiğe bu kadar pozitif bakabileceğim. Bunun ne kendinle barışık olmamakla ne de güvenle bir alakası var. Sadece bir tercih meselesi. Belki daha genç olunca kendine de daha fazla güveniyorsun ve bu da tavırlarına yansıyor, bilemiyorum. O yaşta bir kadının o enerjisi, bakımı biraz dönüp de kendime bakmama neden oldu. Şimdi bile herşeyden mızmızlanan benim, o yaşta tam bir domez olabileceğim aklıma geldi, kendimi o şekilde düşünmekten hiç hoşlanmadım ve bir karar verdim. Büyüyünce Ajda Pekkan olacağım, başka yolu yok:)



